Cart

Your Cart is Empty

Back To Shop

Doğal Tedaviler ve Mizaç

Doğal tedaviler ve mizacın önemi

Doğal tedavi hastalıkları doğal yöntemlerle tedavi etmektir. İnsan, sağlıklı ve güçlü bir şekilde dünyaya gelir ve eğer doğa ile içli dışlı olursa uzun seneler mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşar. Hatta in- san genetik olarak sıkıntılarla dünyaya gelmiş olsa da, doğal yollarla kendini tedavi edebilir. Doğal tedaviler üç esas üzerine dayanır. 

1- Beslenmesi mizacına göre olan insanlar, sağlıklı yaşayacaklardır. Bu doğal tedavinin en önemli esasıdır. Tüm hastalıkların kökünde mizaç dengesinin bozulması yatar. İnsan mizacı dengeden çıkarsa, vücut bazı zehirli maddeleri atarken bazılarını atamıyor ve vücutta kalıyor. Bu içerde kalmış zehir in- sanı hasta eder, dengeden çıkarır. Hangi hılt galebe çalmışsa, o hıltın hastalıkları ortaya çıkar. Sağlıklı bir insan mizacına göre beslenirse, onun vücudundan zehirli maddeler ve dışkılar dışarıya çıkar, sağlıklı ve mutlu yaşar. Ama sağlıksız insanlar mizaçlarına göre beslenmeyip ve yaşayışlarında ifrat ve tefrit ederlerse, zehirli maddeleri ve dışkıları vücutlarından atamaz, kalan maddeler hastalıklara sebep olur. Bu esas, insanın mizacına göre beslenerek sağlıklı yaşaması gerektiğini söyler. 

2- Doğal tedavide ikinci husus akut hastalıkların önüne geçmektir. Örneğin; ateşlenme, grip, iltihap- lanmalar, sindirim sıkıntıları, sivilceler, bazı kanser türleri vb. vücudun zehirleri dışarı atma çabasıdır. Eğer ki biz bu hastalıklar için kimyasal ilaçlar alır, aşı yaptırırsak, kortizon, sakinleştirici kullanırsak, cerrahi olarak bazı bezleri aldırmak (bademcik bezi, safra, dalak vb.) uzun zamanda akut hastalıklar bu ilaçların etkisiyle kronik hastalıklara dönüşür. Örneğin; Fibromiyalji, kanser, MS, alzheimer, romatizma, tansiyon, şeker hastalığı, vb. 

3- Vücudumuzda doğal bir mekanizma vardır ki, eğer biz bu mekanizmayı tahrip edip bozmadığımız sürece, doğal haline bırakırsak, vücut kendi kendine bu rahatsızlıkları tedavi edecektir. Tedavi kudreti bizim vücudumuzdadır, hekimin elinde değil. Hekimin vazifesi doğal yöntemleri vücuda uygulamaktır. Örneğin kemiğimiz kırıldı veya elimiz kesildi. Hekimin vazifesi o kırılan kemiği ölçüsünce düzeltmek ve birleştirmektir. Daha sonra bu kırık ve kesik kendi ken- dine birleşecek ve kaynayacaktır. Öte yandan şeker hastalığında olduğu gibi, eğer biz mizacımıza göre beslenmeyip bağışıklık sistemimizi zayıflatırsak bir yerimiz kesildiğinde çok zor kaynayacaktır. Burada yapılması gereken evvela detoks yaparak vücudu zehirlerinden arındırıp temizlemek, sonra mizacımıza göre beslenmek ve vücudun ihtiyacı olan antioksidan gibi vitamin ve mineralleri vücuda vererek mizacımızı dengeye getirmek, vücudumuzun yeniden kuvvet kazanmasını sağlamaktır. 

Doğal tedavilerde sağlıklı yönlendirme insanın mizacına göre yapılır. Ve sağlıklı tavsiyeler her mizacın türüne göredir. Vücudun atıkları, kirleri vücudun metabolizması sonucunda oluşur. Bu atıklar dışkı, idrar, ter, burun akıntısı vb. gibi yöntemlerle dışarı çıkar. Eğer bu atıklar kabızlık veya farklı nedenlerden dolayı dışarı atılmazsa, hücrelerin ve organların çalış- masında sıkıntı oluşturur. Bu organların çalışmamasında bir alamet vardır. Bu alametlere hastalık diyo- ruz. Bizim vücudumuz metabolizmanın faaliyetleri sonucunda oluşturduğu atıkları ne kadar kolay bir şekilde dışarı atabiliyorsa vücudumuz o derece rahat ve sağlıklı olacaktır. 

Eğer biz mizacımıza göre beslenirsek ve yaşayış tarzımız doğal olursa, bizim vücudumuzdan dışkımızı, idrarımızı atsak, terlesek, yürüyüş ve egzersizler yapsak, uykumuz ve istirahatimiz yeterli miktarda olsa ve tarif olunmuş şekilde cinsel münasebet sonucu vücuttan bazı zararlı maddeler atılsa, vücut bu işlemler sonucu zehirli ve atılması gereken maddelere maruz kalmayacaktır. Vücudumuz her zaman sağlıklı olacaktır. Ama eğer bu dışkılar ve atıklar atılmazsa, fazla veya eksik atılsa bu zehirler bizim vücudumuzda toplanıp hastalık oluşumuna sebep olacaktır. Bunlar vücuttan atılmazsa hiçbir zaman gerçek bir tedavi gerçekleşmeyecektir. 

Çok yemek, yorgunluk, içerdeki ve dışardaki zehirler, az uyumak, stres, negatif düşünceler, kaygı ve yaşayış tarzında ifrat ve tefrit etmek, bizim vücudumuzun balansını bozar ve hastalık oluşturur. Hatta kanserli tümörler de, çok çalışan ve sağlıklı birer hücrelerdi. Bunlar asli organlara zarar veren maddeleri yutuyorlardı ki bu organlar zarar görmesin. Ama böylelikle bu hücreler zamanla şişiyorlar ve tümör haline geliyorlar. Bizim vazifemiz bu faydalı hücrelere yardım etmektir. İlk olarak mizacımıza göre sağlıklı beslenmeyle zararlı maddelerin ve toksinlerin vücuda girmesini engellemektir. İkinci olarak, detoks ile bu zararlı maddeleri vücudumuzdan dışarı atmaktır. Üçüncüsü ise vücudumuza güçlü antioksidanlar ve- receğiz ki tümörleşen hücreler yavaş yavaş o yuttukları zehirleri bıraksınlar ve detoks ile bu zehirleri dışarı atabilsinler. Verilen antioksidanlar ile hücreler güçlenecek ve hastalık o rahatsızlıktan tedavi olacaktır. Eğer biz bunun yerine cerrahi müdahale ile o faydalı tümörleşmiş hücreleri kesip alırsak ve sonra kemoterapi, radyoterapi, kortizonterapi vb. uygulamalar ya- parsak, bu işlemler sadece bağışıklık sistemini zayıf- latacak ve vücutta zararlı maddeleri güçlendirecektir. Kemoterapi, radyoterapi ve kortizon uygulamaları bu kanserli hücrelerin bir miktarını öldürecek fakat bir miktarını da güçlendirecektir. Bu tedavi onların davranışlarını değiştirecek ve uzun zamanda bu davranışları değişmiş hücreler vücuda hamle yapıp yeniden veya ayrı bir hastalık yapacaktır. Biz sadece mizaca göre sağlıklı beslenmeyle ve detoksla vücuda yardımcı olan maddelerin verilmesiyle vücut kendi kendini hastalıktan tedavi edecek. 

Detoks yapmak, sağlıklı ve mizaca göre beslenmek, doğal tedavinin temelidir. 

YAZAR: Fariba Bayrami  ve Farzollah Gholizadeh (Dr.Kalan)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.